Sokağın ucundan duyuyorum sesini. Etrafın gürültüsünden ayırıyorum seni, başka bir köşeye koyuyorum. Kimse dokunamıyor sana. Sadece ben dokunabiliyorum, kalbimin ucuyla. Şiirlerim dokunuyor sana, cümle sonlarıyla. Etrafa öyle bir ışık saçıyorsun ki, kimse sana bakmaya cesaret edemiyor. Kör ediyorsun herkesi. Bana bakıyorsun bir tek. Sevgiyle.
İnsanlar kötü. İnsanlar sana gelmeme izin vermiyor. Kalıyorsun köşemde. Bekliyorsun beni. Saatler geçiyor, hava durumları değişiyor. Hala bekliyorsun. Dudaklarını ısırıyorsun, kanatıyorsun belki. Acı bir tat yayılıyor ağzına. Miden bulanıyor. Yine beni bekliyorsun.
Yağmur yağıyor. İyice siniyorsun köşeme. Sokaktan geçen kedileri görüyorsun, titremelerini görüyorsun, kuru bir yerlere kaçışlarını. Alıp göğsüne bastırıyorsun belki. Dokunuşlarını harcıyorsun. Yaşlı çiftler görüyorsun, yılları devirmişler diyorsun. Ama hala bekliyorsun.
Otobüs duraklarından geçiyorum sana gelmek için. Otobüse binmek için sıraya dizilen insanların arasından geçiyorum. Yerlerinden ediyorum onları. Sonra birkaç kişinin omzuna çarpıyorum, bazılarının çantasını düşürüyorum yere. Bağırışlar duyuyorum, küfürler çınlatıyor kulağımı. Arkama dönüp bakıyorum. Gülümsüyorum. Gülümsemiyorlar bana. Önümü kapatıyorlar. Sana gelmeme izin vermiyorlar.
Hala bekliyorsun.
İçimden neler geçtiğini, senin yanında olamadığım zamanlar kalbimden geçen sızı dizisini, boğazımdaki yumruyu, gözyaşlarımı geriye itişimi bilmiyorsun.
Sana gelebilmek için çırpındığımı, zamanın bizi sevmediğini bilmiyorsun.
(vitrindekiturta gönderdi)


